Sosyal medya yönetiminde çocuklar

Sosyal medya yönetiminde çocuklar…

Sosyal medya yönetiminde çocuklar; teyzemin oğlu, halamın kızı, bizim çocuk, işe aldığımız stajyer kız, filancanın oğlu… Düşünün, son model bir araba aldınız. Bunun için de epey bir borca girdiniz, sağa sola, bankaya borçlandınız ya da yılların birikimini arabaya harcadınız. Henüz ambalajları sökülmemiş, yeni kokusu üzerinde. Ama bir sorun var, siz araba kullanmak konusunda biraz acemisiniz ve arabayı kullanmak konusunda birinin yardımına ihtiyacınız var. Arabanızı kullanması, sizi işe götürüp getirmesi için işe; uzman, ehliyetli bir şoför mü alırsınız, yoksa komşunun çocuğu, halanızın kızı ya da teyzenizin yeni yetme oğlunu mu?

İşiniz, satın aldığınız arabanızdan da, hayatınızda sahip olduğunuz başka eşyalardan da çok daha değerlidir. Emek emek çalışarak, gün be gün çoğalttığınız işinizi yeni yetme çocukların eline teslim etmeyin. Tasarruf edeyim derken markanızı yerle bir etmeyin. Sosyal medya alanında hizmet verdiğimiz 5 yıl boyunca yaşadığımız tatsız deneyimlerden çıkardığımız ders; sosyal medya yönetiminde çocuklarla iş yürümez.

Sistem değişse de mantık değişmez!

Teknoloji değişir, kullanılan mecra farklılaşır, insanlar gider yerine makinalar, tasarım programları gelir. Ancak, reklamın mantığı değişmez. Reklamın tek bir mantığı vardır o da; ‘işinizi, hizmetinizi ya da ürününüzü olabildiğince kısa, net ve anlaşılır olarak tüketiciye aktarmaktır. Bu ise her şeyden önce bilgi, birikim ve tecrübe gerektirir.

Sosyal medya yönetiminde çocuklar
Sosyal medya yönetiminde çocuklar
Fotoğraf: Anastasia Shuraeva

Reklamın bir formülü yoktur.

Reklamın, bir formülü, büyülü cümleleri yoktur. Yalın olmak, sadelik içinde tüketicinin algısını elinizdeki materyale yöneltmek, çoğu kez göründüğü kadar kolay değildir. Bir kaç büyülü slogan, harika ve ışıltılı bir iki fikir, reklamcılığı tanımlamaz. Reklamcılık, sürdürülebilir olduğunda anlamlılık kazanır. Hele ki sosyal medya…

Sosyal medyada ürettiğiniz içeriklerde her gün büyülü cümleler bulamaz, her gün muhteşem görseller üretemezsiniz. Bütün ihtiyacınız; olabildiğince yalın, amaca yönelik, ürünü ya da tanıtmak istediğiniz ‘şeyi’ anlatan görseller ve cümlelerdir. Bunun için; kullandığınız dile hakim olmanız, imlâ kurallarını bilmeniz, düşüncenizi yazıya ‘doğru’ aktarabiliyor olmanız gerekir.

Reklamcılık ‘edebiyat’ değildir.

İyi bir reklamcı olmak için yazıya ve dile hakimiyet elbette gereklidir. Bununla birlikte muhteşem edebi eserler üretmek reklamcının değil, edebiyatçının işidir. Burada tartıştığımız konu bir reklamcının edebi bir eser üretip üretemeyeceği değildir. Ya da tersi, bir edebiyatçının iyi bir reklamcı olup olmayacağını tartışmıyoruz. Elbette ki bir reklamcı iyi ya da kötü olsun, güzel bir edebi eser üretebilir. Ancak, reklamcının işi edebiyat yapmak değildir.

Eğer muhteşem edebi cümleler kurmak, sanat eseri gibi reklamlar yazmak gibi hayalleriniz ya da kurgularınız varsa reklamcı olarak yanlış mesleği seçmişsiniz demektir. Reklamcının derdi, annesine, babaannesine, teyzesine, genel bir deyişle toplumun tüketici kesiminin içinde, hedeflediği kitleye; ürünün, hizmetin ya da elindeki ‘şeyin’ satılması için destek oluşturmaktır.

Basit, yalın, sade…

Kalabalık cümlelerle bir ürünü anlatmak kolaydır. Zor olan, kısa, yalın ve sade cümlelerle onu tanımlayabilmektir. Bu ise kesinlikle çoluk çocuğa bırakılacak bir iş değildir.

Categories:

Dil Seçin